Savaşın, Rantın, Yağmanın Faturasını Emekçilere Yıkan OVP Geri Çekilsin!

Savaşın, Rantın, Yağmanın Faturasını Emekçilere Yıkan OVP Geri Çekilsin!
BASIN AÇIKLAMALARI
0
Paylaş:

AKP hükümeti, bütçe hazırlık sürecinin bir parçası olan Orta Vadeli Programı  (OVP) açıkladı. 27 Eylül tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2018-2020 yıllarını kapsayan OVP’de öngörülen hedeflere ulaşabilmek için hazırlanan 130 maddelik torba yasa tasarısı da dün TBMM’ye sunuldu.

OVP’ de mevcut durumda %27 olan gelir vergisi 3. diliminin %30’a çıkarılması, Motorlu Taşıtlar Vergisinin %40 ile %68 arasında artırılması,  kamu lojmanlarının ve sosyal tesislerin satılması, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nin kapsamının genişletmesi başta olmak üzere emekçi kesimlerin, yoksullaştırılmış halkın omzundaki yükü daha da arttırmaya dönük pek düzenleme yer almıştır.

Yandaş konfederasyon yönetimiyle yapılan ‘satış sözleşmesi’ ile kamu emekçilerinin maaşlarını 2018 için %4+%3,5 artıranlar son açıkladıkları OVP ile zaten adaletsiz olan vergi sistemini daha da derinleştirmekte, emekçi kesimlerin, halkın üç yılı bugünden ipotek altına alınmaktadır. Bu yönü ile söz konusu OVP, AKP iktidarının sadece orta vadede değil,  uzun vadede de yoksuldan alıp zengine verme,  savaşın- rantın- yağmanın faturasını emekçi kesimlere ve yoksullaştırılmış halka yıkma politikasını sürdüreceğinin işaretidir.

Öte yandan OVP’ ye yönelik olarak ifade edilen tepkilerin, eleştirilerin sadece artan vergi yükü ile sınırlanması eksiktir. Çünkü program ile kamu idari yapısının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine uygun hale getirilmesi için yeniden düzenlenmesinden kamu hizmetlerinde özel sektör mantığının esas alınmasına,  emekçileri biri birinin rakibi haline getiren performans sisteminin yaygınlaştırılmasından esnek istihdama kadar kamu alanını siyasi iktidarın ve piyasanın ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmasına ilişkin pek çok düzenleme yer almaktadır. Söz konusu düzenlemeler hem kamu emekçilerinin başta iş güvencesi olmak üzere kazanılmış haklarını hem de milyonlarca yurttaşın tarafsız,  ulaşılabilir, piyasaya göre daha düşük maliyetli ve nitelikli kamu hizmeti alma hakkını ortadan kaldırmaya dönüktür.

 

Yoksuldan Alıp Zengine Verme Planı!

Bilindiği üzere bir ülkede vergide dolayısıyla gelir dağılımında adaletin sağlanmasında temel kural geliri çok olandan çok, az olandan az vergi alınmasıdır.  Ayrıca vergide adaletin sağlanmasında dolaylı vergilerin (ÖTV, KDV gibi) toplam vergi gelirleri içindeki payının mümkün olduğunca düşük tutulması, bunun yerine doğrudan alınan vergilerin (Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi gibi) toplam vergi gelirleri içindeki payının daha yüksek tutulması esastır.  Vergi politikasında adaletin sağlandığı ülkelerde dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı ortalama %25-%30 iken doğrudan alınan vergilerin payı ise ortalama %70-%75 civarındadır.

Ancak ülkemizde özellikle 1980 sonrası yaşanan ekonomik dönüşümle birlikte vergide adaletin sağlanmasındaki bu temel kurallar alt üst edilmiştir. Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alma politikası adım adım hayata geçirilmiştir.  Vergide adaleti ortadan kaldıran, toplumun yoksul kesimlerinden zengin kesimlerine bir çeşit servet transferi yapma politikası AKP iktidarları döneminde her geçen yıl daha da belirgin hale gelmiştir.

Yıllardır birbirinin kopyası olan bütçelerle emekçi kesimlerden alınan vergiler, harçlar katlanarak artmıştır.  Sonuçta gelir vergisinin yükü maaşından-ücretinden kaynakta vergi kesilen emekçi sınıfların sırtına yıkılmıştır.  Aylık net 1.404 TL ücret alan asgari ücretlilerin firmalardan, şirketlerden daha fazla vergi ödediği adaletsiz bir tablo ortaya çıkmıştır. Üstelik halkın tüketimde ödediği dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı da %70’leri aşmıştır. Böylece sadece gelir vergisi değil, ÖTV, KDV dolaylı vergiler de emekçilerin, halkın omzuna yüklenmiştir.

Siyasi iktidar, kamu emekçilerinin, işçilerin gelir vergisi başta olmak üzere vergilerde yaşanan adaletsizliğin giderilmesine ilişkin taleplerine hep kulaklarını tıkamıştır. Yandaş sendika ve konfederasyonlar ile imzalanan,  sefalet oranında maaş artışı dayatılan ‘toplu sözleşmelerde’ milyonlarca emekçinin bu temel talebi görmezden gelinmiştir.   Buna karşın sermayeden-patronlardan alınması gereken vergilerden, primlerden “yatırımı, üretimi, istihdamı teşvik etme” gibi gerekçeler ileri sürülerek defalarca vazgeçilmiştir.  ‘Vergi affı’, ‘sosyal güvenlik primi affı’, ‘vergi barışı’ gibi farklı adlarla sermayeye-patronlara, başbakanın tabiri ile ‘kıyak’ geçilmiştir.

Kısacası bordro mahkumu kamu emekçilerinin, işçilerin,  emeklilerin maaşından-ücretinde kaynakta yapılan kesinti ile peşin peşin ödediği vergiden patronların muaf tutulması hükümet politikası haline gelmiştir. Maliye Bakanı’nın 2017 bütçe sunumunda “Yatırımı teşvik için öyle vergi indirimi ve istisnalar getirdik ki 2017 yılında 102 milyar liralık vergiden vazgeçtik” sözleri bu hükümet politikasının itirafıdır.  Bu politikanın özü sermayeden, patronlardan almaktan vazgeçilen verginin ücretli-maaşlı kesime yıkılmasındır. Nitekim 2017 bütçesi ile getirilen yeni ek vergiler ile yük yine emekçi kesimlerin omuzlarına yıkılmıştır. En önemlisi sermayeye, patronlara yıllardır ardı ardına verilen teşviklerin, sağlanan kolaylıklar ne istihdama,  ne yatırıma, ne de üretime yansımamıştır. Devletin resmi işsizlik, istihdam, üretim rakamları bile bu durumu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.

Bu tabloya rağmen son açıklanan OVP ile  “tersine Robbin Hoodculuk” olarak nitelenen, yoksuldan alıp zengine verme politikasını daha da azgın bir şekilde sürdürmeye dönük düzenlemeler yapılmıştır.

Aşağıdaki mevcut gelir vergisi tariflerini gösteren tabloya göre ücretli kesimden yıllık gelirinin 30.000 TL’yi geçen tutarından %27 gelir vergisi kesintisi yapılmaktadır.  OVP ile mevcutta %27 olan gelir vergisi 3. Kademe dilimi oranı %3 artırılarak %30’a çıkarılmaktadır.

Tablo: 2017 Takvim Yılı Gelir Vergisi Tarifesi

13.000 TL’ye kadar 15%
30.000 TL’nin 13.000 TL’si için 1.950 TL, fazlası 20%
70.000 TL’nin 30.000 TL’si için 5.350 TL, (ücret gelirlerinde 110.000 TL’nin 30.000 TL’si için 5.350 TL), fazlası 27%
70.000 TL’den fazlasının 70.000 TL’si için 16.150 TL, (ücret gelirlerinde 110.000 TL’den fazlasının 110.000 TL’si için 26.950 TL), fazlası 35%

Bilindiği üzere AKP iktidarı yıllardır gelir vergisi kesilen brüt kazanç tutarlarını enflasyon oranlarının bile altında artırmaktadır.  Örneğin enflasyonun %8,53 olduğu 2016 yılında 12.600 TL olan ilk dilim brüt kazanç tutarı 2017 yılında %3.17 (400 TL) artırılarak 13.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda milyonlarca emekçi bir sonraki vergi dilimine daha önce girmekte, yani daha fazla gelir vergisi ödemektedir.

AKP iktidarının söz konusu politikayı kısa vadede değiştirme gibi bir niyeti olmadığına göre brüt maaşı-ücreti- geliri 2.500 TL ve üzerinde olan tüm emekçiler, vatandaşlar gelir vergisi 3. diliminin %27 den %30’a çıkarılmasından etkilenecektir. Örneğin brüt maaşı 3.000 TL olan bir kamu emekçisi 11.aydan itibaren 3.dilime girecek ve  %3 daha fazla gelir vergisi ödeyecektir. Bu durumdan başta KİT’lerde görev yapmakta olan kamu emekçileri ve sözleşmeli olarak çalışanlar başta olmak üzere kamu emekçilerinin çok önemli bir kısmı, yılın belli bir bölümünden sonra %3 daha fazla gelir vergisi kesintisi ile karşılaşacaktır.

Ayrıca OVP ile Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde (MTV) fahiş oranda artış yapılmaktadır. Bugüne kadar enflasyon oranında artırılan MTV aracın silindir hacmine ve değerine bağlı olarak yeniden belirlenmiştir.  Buna göre MTV’de %40 ile %68 arasında artış olacaktır. Bu fahiş artışa rağmen Maliye Bakanı’nın basına da yanıysan ciddiyetten yoksun açıklamaları halkla açıkça dalga geçildiğini göstermektedir.

 

“Babalar Gibi Satmaya” Devam Programı!

OVP’ de yer alan başka bir düzenleme ise depreme dayanaksız hale geldiğini iddia edilen kamu lojmanlarının yanı sıra sosyal tesislerin satılmasıdır. Siyasi iktidar, kamuya ait olan lojmanları depreme dayanaklı hale getirmek, onarmak, kamunun yararlanmasını sağalmak yerine satmayı tercih etmektedir. Lojmanların ve üzerlerinde bulunduğu arsaların, sosyal tesislerin kime, kaç paraya satılacağı ise daha önceki satışlardan az çok bellidir.

Ayrıca OVP ile halkın, kamunun malları olan kurumların özelleştirilmesine devam edilecektir.  Gelir hedefi 2018 ve 2019’da 10’ar milyar TL olarak belirlenen özelleştirmelerde öncelikle Türkiye Şeker fabrikalarının satışı gerçekleştirilecektir.

Kısacası bugüne kadar yok pahasına, çoğu kez arsa bedelinin bile altında satılan kamuya ait işletmelere, fabrikalara yenileri eklenecek, “babalar gibi satarım politikası” ile binlerce çalışan işsiz bırakılacaktır.

 

OVP Kim İçin, Ne İçin?

Sayın Maliye Bakanı başta olmak üzere hükümet kanadından OVP ile ilgili olarak yapılan açıklamalarda  ‘yükselen büyümenin ve istikrarın sürmesi için bu düzenlemelerin şart olduğu’ söylenmektedir.

Oysa devletin resmi rakamları bile işsizlik, enflasyon, gelir dağılımı temel verilerin her geçen gün daha kötüye gittiğini, kâğıt üstünde kalan hedefler ile yaşanan gerçeklik arasındaki uçurumun derinleştiğini göstermektedir. Buna rağmen OVP’ deki büyüme, enflasyon, işsizlik, kişi başına gelir gibi gerçekçi olmayan hedefler ile topluma hayal satılmak istenmektedir. Üstelik bu hayalin maliyeti de artırılan vergilerle emekçiler başta olmak üzere halkın sırtına yıkılmaktadır.

Peki, bu maliyete ne için, kim katlanılacaktır?

 Gelinen noktada bir dönem sık sık ifade edilen “alınan vergiler halka yol, su, elektrik olarak dönüyor” söyleminin geçerliliği kalmamıştır. Devletin halktan aldığı vergilerle karşılaması zorunlu tüm hizmetler paralı hale getirilmiş, önemli bölümü özel şirketlere devredilmiştir. Nitelikli sağlık hizmeti, eğitim hizmeti gibi temel hizmetler bile parası olanların yararlandığı ayrıcalıklı hizmetler haline gelmiştir. Türkiye’de dünyanın en yüksek oranlı ÖTV’sini ödeyen vatandaşlar attığı her adımda ek vergilerle karşılaşmaktadır.  Geçse de geçmese de hazine garantisi verilen köprüler gibi çılgın projelerin maliyeti yine vatandaştan alınan vergiler ile karşılanmaktadır.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi AKP iktidarının ülkeyi içeride ve dışarıda savaş ve çatışmaya daha fazla sürüklemesi ile gittikçe artan silahlanmanın maliyeti de emekçiler başta olmak üzere halkın sırtına yıkılmaktadır. Bu nedenle içeride ve dışarıda halklar arasında düşmanlığı körükleyen savaş ve çatışma politikalarına karşı barışı güçlü bir şekilde savunmak bugün daha da önemli hale gelmiştir.

 

Bütçe Hakkı, İnsanca Yaşam, Güvenceli Çalışma İçin!..

Kazanılmış tüm hakları birer birer ortadan kaldırılan, OHAL ile işsizlik-  güvencesiz çalışma kıskacına alınan milyonların üzerindeki vergi yükünü ağırlaştıran, kamuyu tasfiye etme planının bir parçası olan OVP geri çekilmelidir.

Öte yandan açıklanan OVP ile hazırlık süreci devam eden bütçenin içeriğinin nasıl olacağını bugünden görülmüştür. KESK olarak başta kamu emekçileri olmak üzere savaşın, rantın, yağmanın yükü üzerine yıkılmak istenen tüm kesimleri bütçe hakkına sahip çıkmaya, insanca yaşam ve güvenceli çalışma mücadelesini omuz omuza yükseltmeye çağırıyoruz.

 

Paylaş:

Yorumlar kapatıldı.

Paylaş