TARIM ORKAM-SEN : İhraç Edilen/Açığa Alınan Üyelerimiz Derhal Görevine İade Edilsin!

TARIM ORKAM-SEN : İhraç Edilen/Açığa Alınan Üyelerimiz Derhal Görevine İade Edilsin!
EMEK VE DEMOKRASİ HABERLERİ
0
Paylaş:

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 22/12/2016 tarihli yazısı ile başta 10 Ekim katliamında terör mağduru olan Genel Mali Sekreterimiz Hıdır Demir, Tunceli İl Temsilcimiz Eren TURAN, Şanlıurfa Şube Yöneticimiz Perihan Esra ULUSOY, Kars İl Temsilcimiz Savaş GÜNEŞYÜZ, Muş İl Temsilcimiz Fatih SONDUK, Malatya İl Temsilcimiz        Ali Rıza DEPREM, Ağrı İşyeri Temsilcimiz Cengiz ORUÇ, Mersin Şube Yöneticimiz Vejdi CENGİZ ve İstanbul Şube Yöneticimiz Gürol ŞİMŞEK olmak üzere toplam  17 Üyemiz Tunceli, 13 Üyemiz İstanbul, 5 Üyemiz Muş, 2 Üyemiz Mersin, 1’er Üyemiz İzmir, Ağrı, Kars ve Malatya illerinden  toplamda 41 üyemiz FETO/PDY terör yapılanması ile ilişkilendirilerek açığa alınmıştır.

27.12.2016 günü sendika Genel Merkezimiz ve Şubelerimizde eş zamanlı olarak basın açıklaması düzenlenmiştir. Bu haksız hukuksuz uygulamaya bir an önce son verilerek görevden uzaklaştırılan ve görevden alınan üyelerimiz derhal görevlerine başlatılmalıdır. Demokratik ve hukuki tüm yöntemleri kullanarak mücadelemizi sürdüreceğimiz kamuoyunca bilinmelidir. Basın Açıklaması Metni aşağıdadır!

 

             SİZE TESLİM OLMAYACAĞIZ!

Karanlık bir yıl geçirdik. Büyük acılara, zulümlere tanıklık ettik. İnandıklarımızdan vazgeçmedik, direndik. Emek, iş, aş, ekmek mücadelesinin yanı sıra insan haklarının, özgürlüklerin, eşitliğin, demokrasinin kavram olmaktan çıkıp; toplumca benimsenmiş, sindirilmiş değerler olması için mücadele ettik. Ülke tarihinde yapılmış tüm darbelere karşı durduk, 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi.

AKP, 15 Temmuz itibariyle kamuoyuna her ne kadar FETO’ cu darbecilerin yargılanacağını ifade etmişse de gerçekte olan; AKP Hükümetinin kendisine muhalif tüm kesimleri yok etme, susturma, yeniden dizayn etme operasyonlarında bulamayacağı bir fırsatı, Kanun Hükmünde Kararnameler ile elde etmiş olmasıdır.

Çıkarılan KHK’lerde sınırı Anayasa değil hükümetin keyfi, istekleri, ihtiyaçları belirliyor.

İşkencenin kol gezdiği 12 Eylül darbesiyle, işten atılan kişi sayısı 30 000 iken 15 Temmuz darbe girişiminin ardından sorgusuz sualsiz işinden atılanların sayısı 100000’ i aştı. Kurumlara el koyma, tasfiye etme, hukuksuzluğun aldığı boyut, işkence 36 yıl öncesini aratmayan boyuta ulaştı.

Milletvekilinden akademisyenine, işçisinden memuruna, öğretmeninden gazetecisine toplumun her kesimi sırf iktidara biat etmediği için gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, işsizlikle açlıkla yıldırılmaya çalışılıyor.

Gazeteler, televizyon kanalları, dergiler, radyolar susturuluyor. IMC tv, Özgür Gündem, Hayat Tv, ile başlayan sürecin Cumhuriyete kadar gelmiş olması ayrımsız tüm muhalefetin iktidarın hedefinde olduğunun bir göstergesi ki sağ görüşlü Yeniçağ gazetesinin bile eli silahlı bir gurup tarafından basılması da bunun kanıtlar nitelikte.

Ülkede farklı tek ses çıkmasın, farklı düşünce olmasın istiyorlar.

Her fırsatta milli iradeyi ortaya sürenler 7 Haziran milli iradesini yok sayarak meclisi çalıştırmadı. 7 Haziran sonrası başlatılan şiddet sürecinin ardından halk iradesini tanımayarak belediyelere kayyum atadı. Muhalif siyasetçiler hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Bu hukuksuzluklara imza atanların aynı anda “başkanlık olmazsa ülke bölünür” söylemini kullanmaları; amaçlarının ne olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Muhalif kategorisine ekledikleri diğer belediyelerin, belediye başkanlarının ve milletvekillerinin tutuklanmasının da sıraya koyulduğunu görmek için kahin olmaya gerek yok.

Bu ülkede her zulmün, katliamın ardından neden Başkanlık söylemi ortaya çıkarılıyor?

AKP Ortadoğu’da izlediği ırkçı/ayrımcı/tekçi/mezhepçi siyasetin aynısını ülke içinde de yaşama geçiriyor. Savaş eksenli belirlenen iç ve dış politikalar, ülkeyi terör örgütlerinin cirit attığı bir sahaya çeviriyor. Ancak Ortadoğu’ da değişen güç dengeleri, AKP’nin dış politikadaki tutarsızlıkları, en son Rus Büyükelçisinin suikaste uğrayarak ölmesiyle, ülkenin daha büyük bir siyasal belirsizliğin ve beraberinde de daha büyük katliamların içine sürüklendiğini gösteriyor.

AKP yaptığı ve yapacağı hukuksuzluklara OHAL’ i kalkan yapmıştır.

AKP, KHK’lerle, Bakanlıkların kurumlara gönderdiği listelerle soruşturması olmayan on binlerce kamu emekçisini açığa alarak, ihraç ederek hedefine ulaşmaya çalışıyor. Son KHK ile KESK’ li öğretmenlerin, akademisyenlerin, sağlıkçıların, hukukçuların ihraç edilmesi, yargıya, 657 ye açıkça müdahale edilmesi, fakültelerin rektörlük seçimlerinin kaldırılması tek parti ve tek adam rejiminin darbe girişimi bahane edilerek hayata geçirilmek istenmesinin sonucudur. Kamu emekçilerine korku salarak iş güvencesini ortadan kaldırmak, örgütlenmesine engel olmaktır.

Korkmuyoruz, örgütlenmekten de sendikamızdan da vazgeçmiyoruz.

Sendika Merkez Yönetimi olarak daha 15/12/2016 Perşembe günü Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileriyle açığa alma ve ihraçlar nedeniyle bir görüşme gerçekleştirdik. Bakanlığa bağlı kurumlarda görev yaparken hukuksuz bir şekilde açığa alınan dokuz, ihraç edilen üç üyemizin görevlerine dönmesini beklerken öğreniyoruz ki;

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 22/12/2016 tarihli yazısı ile başta 10 Ekim katliamında terör mağduru olan Genel Mali Sekreterimiz Hıdır Demir, Tunceli İl Temsilcimiz Eren TURAN, Şanlıurfa Şube Yöneticimiz Perihan Esra ULUSOY, Kars İl Temsilcimiz Savaş GÜNEŞYÜZ, Muş İl Temsilcimiz Fatih SONDUK, Malatya İl Temsilcimiz        Ali Rıza DEPREM, Ağrı İşyeri Temsilcimiz Cengiz ORUÇ, Mersin Şube Yöneticimiz Vejdi CENGİZ ve İstanbul Şube Yöneticimiz Gürol ŞİMŞEK olmak üzere toplamda 41 üyemiz FETO/PDY terör yapılanması ile ilişkilendirilerek açığa alınmıştır.

Telefonda görüştüğümüz Personel Genel Müdürüne üyelerimizle bu örgüt arasında ne şekilde bağ kurulabildiğini sorduktan sonra Bakanlık yazısının içeriği değiştiriliyor. FETO/PDY terör yapılanmasının yanına diğer terör örgütleri ibaresi ekleniyor, İl Müdürlüklerine ve ilgili kurumlara yeniden fakslanıyor. Soruyoruz hangi terör örgütleri? Nasıl bir bağ kuruldu? Delilleriniz nelerdi? Niçin soruşturma bile yapmadığınız çalışanları açığa aldınız? Yasal bir sendikanın üyeliği dışında hiçbir terör yapılanmasıyla bağı olmayacak üyelerimizi neye dayanarak ve ne ile iltisaklı, irtibatlı yada müzahir oldukları iddiasına hükmettiniz?

Yazınızda gerekçe olarak belirttiğiniz 16. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 24. Maddesinde Gözetim Altına Alınma Tutukluluk ve Mahkumiyet halinde Fesih ve Tekrar İşe başlatmaya ilişkin usul ve yöntemler belirtilmekteyken; hakkında gözaltı, tutukluluk, mahkumiyet ve hatta tebliğ edilen bir soruşturma bile olmayan üyelerimize hangi hukuku esas alarak 24. Maddeyi gerekçe olarak yazdınız? Ya da açığa alınan işçi kadrosunda çalışanlar için gerekçelendirdiğiniz bu maddeyi memur kadrosunda olup açığa aldığınız çalışanınıza neden yazdınız?

Bu kadar önemli bir üst yazının bu kadar gayri ciddi yazıldığı durumda, açığa alınma işleminin kendisinden ziyade açığa alınacak kişilere odaklanıldığı, önce listenin hazırlandığı, gerekçenin üzerine konduruluverdiği çok açık. 

Anlıyoruz ki; sebepler bahane açığa almalar şahane

Hiçbir üyemizin terör ile bağı olamayacağını bizim kadar Bakanlık yetkililerinin de bildiğine eminiz. Üyelerimizin açığa alınma listelerine eklenmesinin amacı listelerin kabarık olmasını sağlamak mı?

Yoksa Tarım Bakanlığında hali hazırda örgütlü davranmaya devam eden gerçek terör örgütü mensuplarının kendini muhafaza etmekteki başarısı mı?

Ya da kapı kulu olmayan memurun bu yöntemlerle bezdirilmeye çalışılması mı?

Geleceğimizi karartmanıza izin vermeyeceğiz.

İşimiz, ekmeğimiz, geleceğimiz, diplomalarımız, kazanılmış haklarımız, sendikal haklarımız hukuk tanımaz bir keyfiliğin tasallutu altındadır.

Bugüne kadar aynı kaptan yemek yiyip aynı bardaktan su içenler, aynı yöntemlerle iş tutanlar, tek beden tek beyin hareket edenler, bugün ak pak olmuş kenara geçiyor. Sendikacılığı iktidar bekçiliği yapmak kadar anlayanlar, bizim Sendikal eylem ve etkinliklerimizi “suç”muş gibi göstererek, toplumda algı operasyonu yapıyor.

Kamu emekçilerinin iş hakları, çalışma hakları, müktesep hakları, emeklilik hakları, sendikal hakları, sahip oldukları güvenceleri bir çırpıda, büyük bir keyfilikle yok sayılıyor.

Gerçek Fetocuların kamuoyundan gizlenmesi için yeni suçlar, suçlular, düşmanlar yaratılmaya çalışılıyor.

Genelde KESK’ e özelde Tarım Orkam Sen e müdahale edilmesinin nedenlerini biliyoruz.  

Çünkü Sendikamız;

Her türlü baskıya, engellemeye rağmen herkese güvenceli iş güvenli gelecek talebinden taviz vermeyen kamu emekçilerinin mücadele örgütüdür.

Tüm toplumsal yaşamın dinsel referanslarla yeniden yapılandırılmasına karşı laik ve seküler yaşamın yılmaz savunucusudur.

İlk günden beri kesintisiz olarak sürdürdüğü parasız, ulaşılabilir ve nitelikli kamusal hizmet mücadelesi ile kamu hizmetlerini tasfiye etmeyi hedefleyenlerin önünde engeldir.

Sadece işkolumuzdaki kamu emekçisinin değil, emekten,  demokrasiden, barıştan yana herkesin sesidir

Biliyoruz ki mücadele ettiğimiz, kimseye kul olmadığımız için 7 üyemiz memuriyetten ihraç edildi,  son üç günde 41 üyemiz  toplamda da 56 üyemiz açığa alınmıştır.  İhraç edilenlerin, açığa alınanların bir kenarda unutulacağını, böylece kendisine muhalif kimseyi bırakmayacağını zanneden iktidar bilmelidir ki; biz sarı sendikalarınıza benzemeyiz. İhraç edilen, açığa alınan her üyemiz onurumuzdur, gururumuzdur. Üyelerimizin mağdur olmadan yaşamlarını sürdürmeleri de boynumuzun borcudur. Yaratmaya çalıştığınız mağduriyet bizi parçalamaz tam tersine güçlendirir. Mücadelemizi yükseltir, dayanışmamızı güçlendirir. Son arkadaşımız görevine dönene dek kararlılığımızı pekiştirir.

İşimizle, ekmeğimizle oynatmayacağız.

Ya siz hukuk normlarına dönerek, insan haklarına demokrasiye dayalı bir toplum yapısını sergileyeceksiniz. Ya da biz son bir kişi kalsak da emek mücadelemizi, insan olma- insanca yaşama mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz. Kamusal alan hiçbir iktidarın keyfi tutumunun ve kendi amaçlarının uygulama sahası olamaz.

Bilinmelidir ki KESK’ in tarihi mücadele tarihidir. Haklılığımız ve Örgütlüğümüzden aldığımız gücümüzle bu hukuksuz açığa alma kararına karşı mücadelemiz devam edecektir. Hiç kimse ve hiçbir güç bizi açlık ile terbiye edeceğini düşünmemelidir. Düşüncenin ve iradenin gücü her türlü sindirme bastırma yöntemlerinin üzerinde bir güçtür.
Görmezden geldiğiniz ve uygulamaya geçirdiğiniz tüm haksızlıkların, hukuksuzlukları hesabını soracağız. HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ! 27.12.2016

YAŞASIN KESK

YAŞASIN TARIM ORKAM-SEN

TARIM ORKAM-SEN MERKEZ YÖNETİM KURULU

 

Paylaş:

Yorumlar kapatıldı.

Paylaş