Artan Sendikal Hak İhlallerine, Baskılara Karşı Mücadelemiz Sürecek!

Şubat 19th, 2015 | by KESK
Artan Sendikal Hak İhlallerine, Baskılara Karşı Mücadelemiz Sürecek!
0
Paylaş:

Bugün KESK Genel Merkezinde yapılan basın toplantısı ile sendikal hak ve özgürlükler alanında yaşadığımız hak ihlallerine ilişkin altı aylık raporumuz kamuoyu ile paylaşıldı.

Hukuk,TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreterliğimizce hazırlanan söz konusu raporun paylaşıldığı basın toplantısına üye sendikalarımızın Genel Merkez yöneticileri de katılım sağladı. Eş Genel Başkanımızın okuduğu basın toplantısı metninde KESK’e bağlı sendika üye ve yöneticilerini hedef alan sendikal ihlaller hakkında bilgi verilerek AKP iktidarına anti demokratik ve saldırgan politikalardan, çalışma yaşamını zapt-u rapt altına alma çabalarından vazgeçme çağırısı yapıldı.

KESK Hak İhlalleri Birimi’nin önümüzdeki dönem sendikal hak ihlalleri raporlarını üçer aylık periyotlarla hazırlayarak kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğinin bilgisinin verildiği toplantıda tüm baskılara rağmen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğinin altı çizildi.

Basın Toplantısı Metni Aşağıdadır.

 

Değerli Basın Emekçileri,

İç Güvenlik Paketi tartışmalarının yoğunlaştığı bugünlerde sendikal hak ve özgürlükler alanında yaşanan hak ihlallerine ilişkin altı aylık raporumuzu siz basın emekçileri aracılığıyla kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Raporumuz Temmuz 2014 ve 31 Ocak 2015 tarihleri arasındaki altı aylık dönemi kapsamaktadır. Önümüzdeki dönemde üçer aylık raporlar şeklinde sendikal hak ihlallerini paylaşmaya devam edeceğiz.

 

Değerli Basın Emekçileri,

AKP Hükümeti, devletin tüm olanaklarını hak ve özgürlüklerin baskılanması ve engellenmesi için kullanıyor.

Çalışma yaşamında oldukça planlı ve sistematik bir saldırıyla, baskıyla karşı karşıyayız.

Sizlere sunduğumuz tablo ve raporda göreceğiniz üzere fiili OHAL yasaları ve uygulamalarıyla sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı, örgütlenme özgürlüğü kısıtlanmakta, engellenmektedir. Bizlere çok azı yansıyan bilgilere bakıldığında OHAL uygulamalarından olan sürgün, isteği dışında görev yeri ve görev değişikliği uygulamaları kaygı verici düzeyde yaygınlaşmıştır.

Sadece son altı aylık dönemde 705 yönetici, iş yeri temsilcilerinin, sendika üyelerimizin istekleri dışında görev yerleri değiştirilmiş ya da farklı il/ilçe/il içi sürgün edilmişlerdir. Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımıza üye olanlar sürgünlerle, soruşturma ve disiplin cezalarıyla üye olduklarına pişman edilmek istenmektedir.  Birçok kamu kurumunda idareciler kamu emekçilerini yandaş sendikalara üye olmaları için yönlendirmekte, bununla yetinmeyerek işi üstü örtülü tehditlere kadar vardırmaktadırlar.

Çığ gibi büyüyen disiplin soruşturmaları ve açılan davalarla sendika genel merkezlerimizin, şubelerimizin disiplin soruşturmalarını takip etmekten başka bir hukuksal çalışma yapamaz hale getirilmesi hedeflenmektedir.

Sendikal faaliyetleri nedeniyle 13 yönetici/üyemizin görevine son verilmiş, bir şube yöneticimiz hakkında memuriyetten men istemiyle hakkında dava açılmış, sendikamız BES üyesi bir sözleşmeli çalışanın sözleşmesi yenilenmeyerek feshedilmiştir. 66 yönetici/üyemiz hakkında da disiplin soruşturmaları açılarak uyarı/kınama cezaları verilmiştir. Ayrıca Akdeniz Belediyesi Eğitim Destek Evinde ders veren sendikamız EĞİTİM SEN üyesi 6 öğretmenin ders vermeleri “terör faaliyeti” kapsamında görülerek Terörle Mücadele Şubesine çağrılmış ve ifadeleri alınmıştır.

 

Değerli Basın Emekçileri,

Sıkıyönetim ve OHAL uygulamalarından olan fişleme olaylarında da ciddi artış vardır. Basına yansıyan ilk haberler karşısında hükümetin savunma içerisine girerek “münferit vakalardır” söyleminin gerçek olmadığı, sistemli bir çalışma yürütüldüğü art arda gelen haberlerle açığa çıkmıştır. Ancak vahim ve skandal olan açığa çıkan kimi fişleme olaylarında yandaş sendika yöneticilerinin de rolünün olmasıdır.

Örgütlenme özgürlüğü önünde karşımıza çıkan en önemli baskı araçlarından biri de mobbingtir. İdarecilerin geliştirdiği ve sistematik olarak uygulanan mobbing ile üyelerimizin sendikalarımızdan istifa etmeleri hedeflenmektedir.

 

Değerli Basın Emekçileri,

Bilindiği üzere demokratik eylem ve etkinliklerin sendikaların belirlediği çerçevede gerçekleşip gerçekleşemediği, iş yerlerinde sendikal dokümanların rahatça dağıtılıp dağıtılamadığı, sendikal izinlerin kullanımında engeller çıkarılıp çıkarılmadığı, pano ve temsilcilik odalarının tahsis edilip edilmediği gibi kıstaslar sendikal haklar ve örgütlenme özgürlüğünün düzeyini de göstermektedir.

Bu açıdan altı aylık döneme baktığımızda tablonun parlak olmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır. Bu başlıklara ilişkin bazı örnekler tabloda ve raporda belirtilmiştir.

Özellikle demokratik tepkimizi paylaştığımız eylem ve etkinliklerimize yönelik saldırılar artık alanların emekçilere kapatılması noktasına gelip dayanmıştır. AKP, sınırlarını kendisinin belirlediği ölçüler dışındaki bir muhalif sesi duymak istemediği gibi toplumun da duymasını istemiyor!

Altı aylık dönemde birçok eylem ve etkinliğimize gazla, copla, kimi zaman da sivil faşistler aracılığıyla saldırılmış, bu saldırılar sonrasında aralarında sendika MYK üyeleri ve şube yöneticilerimizin de bulunduğu en az 71 üyemiz sendikal faaliyetlerinden dolayı gözaltına alınmıştır. Bu durum sadece sendikal hakların değil,  temel hak ve özgürlüklerimizin, düşünce ve ifade özgürlüğümüzün de kısıtlandığını, engellendiğini göstermektedir.

 

Değerli Basın Emekçileri,

Baskılar eylem ve etkinliklerimizin polis zoruyla engellenmesiyle bitmiyor. Başta Terörle Mücadele Kanunu, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu olmak üzere yasaklarla, sınırlamalarla yüklü yasalar dayanak yapılarak neredeyse her eylem ve etkinliğimiz hakkında davalar açılıyor, yönetici ve üyelerimiz aylarca, yıllarca mahkeme salonlarına gitmek zorunda bırakılıyor ve çoğunlukla da cezalar veriliyor.

Bu dönemde 2911 sayılı yasaya muhalefet etmek iddiasıyla yüzlerce yöneticimiz, üyemiz hakkında dava açılırken, en az 24 şube yöneticimiz ve üyemize 5326 sayılı kanuna muhalefet etmek iddiasıyla para cezaları verilmiştir. Cezaya konu olan tüm eylemlerin anayasal hak olan basın açıklamaları olması manidardır.

 

Değerli Basın Emekçileri,

AKP iktidarı sadece parti olarak değil tek tek AKP’li bireyleri de yasalarla korumaya almış durumda. Bu dönemin simgelerinden olmaya aday konulardan biri de giderek yaygınlaşan Başbakana ve Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla açılan davalardır.

Altı aylık dönemde en az 20 yönetici ve üyemize Başbakana hakaret iddiasıyla davalar açılmış, bunlardan iki kişiye 11 ay 20’şer gün hapis cezaları verilerek ceza ertelenmiş, bir arkadaşımıza ise devlet memurluğundan men cezası verilmiştir.

AKP’nin “kişi değil makam korunuyor” ile çarpıttığı “hakaret davaları” yeni sindirme ve baskı araçlarından birine dönüşmüştür. Bir yandan korku imparatorluğu kurulurken bir yandan da dokunulmaz, eleştirilemez kült bir kişilik yaratılmak istenmektedir.

Diğer bir baskı aracı da havuz ve yandaş medya üzerinden yapılan karalama, itibarsızlaştırma ve hedef gösterme operasyonlarıdır. Yapılan yayınlarla bir yandan baskılar kamuoyundan gizlenmekte, diğer yandan başta KESK olmak üzere muhalif sendikal hareketler marjinal yapılar olarak gösterilmek istenmektedir.

Özellikle Gezi direnişinden sonra iktidarın yönlendirmesi sonucu Konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımızın yönetici ve üyeleri hedef haline getirilmiştir. Bu dönemde en az 5 provakatif ve manipülatif haber hakkında tekzip davası açılmıştır. 

Ne yazık ki, her basın açıklamamıza davalar açan savcılar ve cezalar veren mahkemeler söz konusu yandaş medya olunca provakatif ve yalan haberleri “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirmiştir.

 

Değerli Basın Emekçileri,

Raporumuza yansıyan hak ihlali vakaları oldukça sınırlıdır. Yerellerde yaşanan birçok ihlal Konfederasyonumuza ne yazık ki ulaşamamaktadır.

Yine ILO sözleşmeleri, AİHM kararları ve Anayasanın 90. Maddesine rağmen grev hakkımızı engelleyen, yasada adı “Toplu Sözleşme” olarak tanımlansa da toplu görüşme niteliğinde yürüyen, dolaysıyla TİS hakkımızı kullandırtmayan, örgütlenme özgürlüğüne aykırı, sendikal faaliyetlerimize müdahaleler içeren 4688 sayılı yasadan kaynaklı ihlalleri bu raporumuza yansıtmadık. Ancak tüm eksiklerine rağmen raporumuzun çalışma yaşamındaki vahim tabloyu açığa çıkardığına inanıyoruz.

AKP’yi anti demokratik ve saldırgan politikalardan, çalışma yaşamını zapt-u rapt altına alma çabalarından vazgeçmeye çağırıyoruz. OHAL koşullarında fiili ve meşru mücadeleyle kurulan Konfederasyonumuz tüm baskılara rağmen mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir. 

                                                                                   Yürütme Kurulu

 

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

Paylaş